| İNSANÎ GELİŞMİŞLİK |
|
|
|
| Pazartesi, 16 Kasım 2009 07:55 | |
|
Birleşmiş Milletler 2009 -İNSANÎ GELİŞME RAPORUna göre Türkiye 79. Norveç 1. sırada. I harfinin üzerindeki (^) ekte görülen işaret, kelimeye aldat anlamı katıyor. İnsanla ilgili, maddi, manevi her şey... Etrafımıza baktığımızda demek istiyorum, ama yaşadıklarımız, gördüklerimiz o kadar insanı üzen davranışlar var ki "yazık bizim insanımıza" dedirtiyor. İnsan olma, insan doğmanın üzerine bizim kendimizin eğitimle, aklımızla, çevremizle gelişmişliğimizle eklediğimiz davranışlar bütündür diyebiliriz. Gelişme süreklidir, insana, ortama, zamana uyum sağlayabilmektir. Gelişmişlik "öğrenmeyi öğrenmektir" diyebiliriz. Eğitimimiz, sosyal durumumuz, tahsilimiz ne olursa olsun, karşımızdaki insanlarla iletişimimizi iyi yapabilmek insan olmaktan geçer. Eşimize, çocuğumuza, mesleğimize, yönetici isek, sorumluluğunu yüklendiğimiz kuruma karşı görevlerimizi en iyi yapmak insanî görevlerimizi hakkıyla yerine getirmekle mümkündür. Ailesel sorumluluk ve iletişimi başka bir yazıya bırakarak bu yazımda kurumlardaki insanî gelişmişlikten söz etmek istiyorum. Biliyoruz kurumlar özel ve kamu sektörü diye ikiye ayrılıyor. Özel sektörde hem mesleki bilgi, beceri, hem insanlarla iletişim en üst noktadadır. Aksi halde çalışan kendini kapıda bulur. Kamuda çok iyi çalışan, çok iyi hizmet veren birimler var, olmalı; ama bazen öyle yarım kalmış, öyle kendini tamamlamamış görevli ve idareciler görülüyor ki "biz bunu hak etmiyoruz" dedirtiyor. Bir taraftan ulus ve uluslararası kalkınma, insan hakları projeleri geliştiriyoruz, bir bakıyoruz bir birim nerelerde neler yapıyor?! Ne insan hakkı tanıyor, ne mesleğin gereği yerine getiriliyor. Bir an orada neden bulunduğunu yok sayıp görevini yapmıyor. Aşağılıyor, küçük düşürmekten zevk alıyor. Bilerekse görevi yapmamak, bilmeyerekse bilgisizlikten, sağlama "çürük"diyor. Genç Türkiye'min insanları bu gelişmemişliği hak etmiyor diye düşünüyorum. Diplomalar, yenilenen bilgiler ve insana sunulan iyi hizmetle taçlanır. Kalkınmada yöneticilere düşen görev bir orkestra şefinin görevi kadar zordur. Yanlış ve kötü çıkan sesleri düzeltmek, eğitmek şeflerin olmazsa olmazı olmalıdır. Yanlış ses bütün orkestranın emeklerini özellikle de orkestra şefinin emeklerini heba eder. "Ha yanlış sesi duymadım" "duymuyorum" "kusur yok " deniyorsa ... "okları çuvala sığdıramazsınız, deler" denir. Gelin herkes, kendi yaramızı kendimiz onaralım. İnsanı sevelim, önemseyelim. İşimizi sevelim önemseyelim. Devletimiz milletimizden aldığı vergilerle kalkınma hamleleriyle halkımıza en iyi hizmeti vermeye çalışıyor. Devlet birimleri hepimizin ekmek yediği, hizmet verdiği, hizmet aldığı saygı duyulası birimlerdir. Oralarda saygı, sevgi, iyi ve doğru bilgilerle hizmet vermek görevimizdir. Yok "benim arkamda şu var" demezsiniz ya ola ki... İş bekleyen çok insanımız var. |
Anasayfa
Genel Haberler
Yerel Haberler
Yazarlarımız

