Son CHP kurultayı 81 ilin delegelerinin kabulü ve desteği ile 7. genel başkanlığa Kemal Kılıçdaroğlunu seçti. Hepimiz kurultayı takip ettik. Genci, yaşlısı, orta yaşlısı, ayrılanların büyük bir kısmı, bağımsızı destek verdi Kılıçdaroğlu'na. Rahşan Ecevit yaşına rağmen, tıpkı eşinin cenazesini kabristana kadar elleriyle, yaşlı bacaklarıyla; ama inatla inanla taşıyan enerjisi gibi bu kez CHP kurultayında idi. Halkımızın görmek istediği bir bütünleşme, bir kucaklaşma vardı kurultay salonunda ve salona sığamayan dışarıdaki kalabalıkta. Biz vatandaşlar olarak toparlanmış bir CHP görmekten çok mutlu olduk. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nu ve bütün CHP'lileri ve milletimizi kutlarız. Yapılan her siyasi hareket, bütünleşme, biliyoruz ki milletimize olumlu sonuçlarla yansıyacaktır. Ben kendi adıma sayın Önder Sav'ı tebrik ederim. Kendisinin ve partisinin demokrat olduğunu kanıtlamıştır. Kılıçdaroğluna desteğini açıkça ortaya koyarak Türk siyasetinin geleceğine büyük katkı yapmıştır. Nasıl? Uzun yıllar beraber çalıştığı desteklediği sayın Baykal bilinen nedenle "ben genel başkan adayı olmayacağım, partiye yeni bir aday seçin"i ciddiye almıştır. Yetişkin, donanımlı bir siyaset adamı olarak; dostluğun önemini bilen, yılların beraber çalışmışlığının desteğinin artık bir başka CHP'lide olmasını isteyen sayın Baykal'ı ciddiye almıştır. Sayın Baykal'ın genel başkanlığının noktalandığını herkesten önce görme ferasetiyle çabuk ve doğru karar vermiştir. Kurultaya az bir zaman kaldığı için bir toparlayıcı gerekmektedir. Sayın Sav tarihi karar ve hareketi ile CHP yi tarihine yakışır demokrasi noktasına çekmiştir. Türkiye demokrat bir ülkedir, demokrasinin temel taşlarından biri de CHP dir. Arkadan vurma, icazet sözcükleri demokrasi ile bağdaşmaz. Sayın Baykal 25 Mayıs itibari ile meclise gelmiş, milletvekili olarak CHP'ye yine büyük katkılarına devam edecektir. Kendileri donanımlı ve vatanseverdir. Geçmiş hizmetleri için bir kere daha teşekkür ederiz.
Gazeteler, TV programları bir haftadır sayın Kılıçdaroğlu'nun söylemleri üzerine açık oturumlar, paneller düzenliyorlar. "Konuşması böyleydi, şunları söyledi bunları söylemedi"lerle her zamanki gibi program dolduruyorlar. En komiği de çizgili gömleği... yok şu kadar tl imiş, yok şu marka imiş.. e e sümerbanklar kapanmasaydı eminim, oradan hem de hakiki koton gömlek alırdı. Ben kendi adıma sümerbankları ve orada satılan 100/100 pamuklu basmaları, pazenleri çok özlüyorum. Piyasada ne 100/100 koton ne ipek var, hepsi Çin dokumaları ve karışık. Türkiye'nin en büyük firmaları da artık kumaşlarını Çin'de dokutuyorlar.
Geçen gün Şile'ye gittik, şile bezi tezgahları kapatılmış; caanım pamuklu bezler yok, olanlar karışık... İşte bunlar halkın sorunları. Bizler siyasilerden, konuşmacılardan bunları duymak istiyoruz. Bakın batı ülkelerine; İngiltere, İtalya, İspanya, Portekiz hemen işe bakanlar, millet vekilleri, kamu sektörünün kemer sıkması ile ekonomik önlemleri ortaya koydular. Kalkınan ülkemizde tabiidir ki herkes her şeyin en iyisine sahip olmalıdır. Ne kadar değil, nasıl sahip olunduğu önemlidir. Sayın Kılıçdaroğlu, genel başkanlık konuşma süresinde söylemesi gerekenleri söylemiştir bence. Kendileri topluma ve konuşmacılığa yabancı değillerdir. İşin diğer yanı da konuştukça ve pozisyonun gereği yükselen bir hitabet olacaktır. Ayrıca vatandaşlar vitrin değil iş ve uygulama bekliyor.
Bizler ülkemiz için çalışan, ülkemizi yurt dışında güzel temsil eden kim olursa alkışlıyoruz. Ülkemizi Eurovisionda temsil eden sanatçı Hadise ABD'de bize ait bir aktivitede İstiklal Marşını idare etmiş ne iyi yapmış, genç ve kadın sanatçı olarak ülkemizi çok iyi temsil etmiş. Bu güzel bir haber; ama gelin görün ki gazetelerde hem de beğendiğimizi sandığımız sanatçılar, mesela Işın Karaca "camış gibi" benzetmesi yapmış. Camışlar suyun içinde, çamurda yatarlar, arada muu derler. Sayın Karaca edebiyat okuduğunuzu varsayıyorum. Edebiyatta "teşbihte hata olmaz"ın anlamı, olmamalıdır. Yakışıksız olmuş, siz müzikte yolunuzu almış iyi bir sessiniz. Gençlere yol verin. Ayrıca Hadise kendini bu konuda kanıtlamış uluslar arası bir genç kızımız. Ne olur tebrik etseniz. Ben sayın Mehmet Barlas'ın müzik bilgilerine diğer bilgileri gibi inanırım. "Hadise İstiklal Marşı'mızı detone olmadan çok güzel okudu" dedi, tebrik etti. Bizim dışımızdakilerin başarılarını alkışlamak da erdem ve olgunluktur. Ben demokratik yaşamı çok yönlü görüyorum. Her konuda kendimizi geliştirmek bizi gerçekten istediğimiz noktaya götürecektir. Demokrat olmak karşılıklı saygıdan geçer inancındayım.
Bugün 27 Mayıs. Tek partiden çok partiye geçtiğimiz yıllarda demokratik hayatın yerleşme sancılarının olduğu yıllar. Geçen gün rahmetli Gedik'in oğlu Teke Tek programında idi. Babasını kaybetmenin üzüntüsü ile bazı feveranları oldu ise de "geçmişi kurcalamak kimseye bir şey kazandırmaz" dediler. Ben de öyle düşünüyorum. Önemli olan geçmişte iyi ve kötü yaşananlardan ders alabilmek, olayları zamanı içinde mercek altına almak, bizleri yanılgılardan uzaklaştıracaktır. Demokrasiye dört elle sarılmak gerekmektedir. "Devir benim devrimdir" fikri ve davranışları zarar getirir. Fikirleri zamana ve dalgalanmaya bırakmak bizleri doğrulara götürecektir. Ülkemiz için sağlıklı, kavgasız, komplosuz, hakaretsiz, başarılı siyasi yaşamlar en büyük özlemimizdir. Demokrasi yolunda hayatını kaybedenlere Allah rahmet eylesin, amin.