Hasan Akarsu Makaleler
ŞİİRLERDE VE YAZILARDA ŞİİR (8) PDF Yazdır e-Posta
Salı, 10 Ağustos 2010 00:00

Ahmet Hamdi Tanpınar'ın şiir anlayışını etkileyen ozanlardan Yahya Kemal ile Ahmet Haşim'i anımsayıp şiirlerini kuyumcu titizliğiyle yazan Tanpınar'ın şu sözüne kulak verelim: "Şiir yazıyorsanız, bir heykel gibi, dili ve iç aleminizi görmeye çalışın." Bir de Cahit Külebi'nin Nurullah Ataç'ı övdüğü şu dizelerine bakalım: "En iyi konuşan dilimizi,/ Hızır gibi boyuna genç olan/ Nasıl anlarsa bostancı karpuzdan/ Öyle tanıyan şiirimizi." Her şeyden önce, ozan şiiri çok iyi bilmeli, tanımalı. Burada Ataç'ın dilde özleşmeyi en çok savunan yazar-eleştirmen olarak, Divan şiirini bilip sevdiğini de belirtmeliyiz. Şiir, insanı zor koşullarda kurtaran, sarıp sarmalayan bir yazın türü. Bunun için Oktay Akbal, 14 Şubat 2010 tarihli Cumhuriyet'teki köşesinde, "Yine şiir geldi imdadıma! Yine şiir, her zaman şiir! Boğuluyoruz, pislik içindeyiz, umutsuzluk sarmış dört yanımızı…Yine şiir dedim. Yine şiir! Sokak savaşlarının yaşandığı bir ülke olduk. Yolda, otobüste giden, pencereden bakan çocuklar, gençler, kadınlar, tüm yurttaşlar bir savaş korkusuyla iç içe yaşarken! Şiir mi kurtarır? Başka bir şey mi yoksa!" Şiir kurtarıcımızdır. Ozan doğarken de yeni bir evrenin doğmakta olduğunu duyumsuyoruz Oktay Akbal'ın sözlerinden.

17 Şubat 2010 tarihli Cumhuriyet'teki köşesinde Turgay Fişekçi, "Çok Yazan Ozanlar"ı sorgularken, nitelikli şiirlerin seçildiği seçkilerin hazırlanmasını öneriyor. Şiir okurlarının işini kolaylaştıracak, ozanla-okuru buluşturacak farklı bir yayıncılık anlayışının yerleşmesini istiyor.

Aygül Yazıcıoğlu, Kıyı dergisinin Ocak-Şubat 2010 sayısında, yazın dergileriyle ilgili önemli bir soruna değiniyor. Veysel Çolak'ın çıkardığı Kurşunkalem dergisinin 2. sayısında, tam on beş kez Veysel Çolak adının geçtiğini, sununun ve başyazının Veysel Çolak'a ait olduğunu, düzeltme notlarının altında bile onun adının bulunduğunu belirtirken, Dize dergisinden sonra niçin ikinci bir dergiyi çıkardığını soruyor. Deliler Teknesi dergisindeyse Aydın Şimşek'in kendi şiirini oldukça arka sayfalara almasını olumlu bir örnek olarak veriyor: "…Kaldı ki bir editörün kendi adını ve ürününü dergisinin istediği yerinde, istediği biçimde kullanabileceğini herkes biliyor. Bu durumda, bile isteye kendi adını azaltan ve arka sayfalara yazan bir dergi sahibini saygıyla anmak gerek…" Hemen, Necatigil'in o ünlü dizelerini anımsıyoruz: "Döner değirmenimiz/ Ününde kimimiz//…Döner değirmenimiz/ Ununda kimimiz…"

Afrodisyas-Sanat, Ocak-Şubat 2010 sayısında, "Şiirde İmgenin Yeri Ne Olmalı?" sorusuna, ozanlarla yanıt arıyor. Bedrettin Aykın, "Manzume ve yalın şiir dönemleri gerilerde kalmıştır. Günümüz şiirinde aranan, artık yalınlık değil, yoğunluktur, gizemdir. Bu nedenle şiirde imgenin yeri, önemi, olmazsa olmaz konumdadır…" diyor. Metin Demirtaş, "Şiirin büyülü kızı imge" nitelemesini yapıyor ki çok söze gerek kalmıyor. Ahmet Özer, Metin Altıok'un "Kanadı Kırık Bir Akşam" şiirinin başlığını alıp "Kanadı Kırık Bir Serçe" deseydik onun yerine, aynı etkiyi ve zenginliği bulamayacağımızı belirterek çok iyi bir örnekle yanıtlıyor soruyu. İmgeyi, "şiirin olmazsa olmazı" olarak görüyor. Birçok ozanın açıklamasıyla imge konusu irdelenirken, dergide nitelikli şiirlerin yayınlandığını da gözlüyoruz.

Berfin Bahar dergisi Şubat 2010 sayısında, Tekel İşçileri için yazılan şiirlere yer veriyor. Böylece şiirin işlevini bir kez daha anımsıyoruz. Faika Sarp'ın "İstanbul'a Aşk Düştü" adlı şiirinde bütünselliği, yoğunluğu duyumsuyoruz: "İstanbul'a aşk düştü/ Cemrelerden önce/ Ağaçlar tutuştu/ Yamaçlar tutuştu//İstanbul'a aşk düştü/ Ter içinde uyanıyor güneş/ Ufukları yakıyor gülümsemesi/ Kabına sığmıyor Marmara/ Sahilleri dövüyor/ Çılgın sesi…"

İnsancıl dergisinin Şubat 2010 sayısındaki "Yıldız Güncesi"nde yazar-eleştirmen Cengiz Gündoğdu, Güngör Gençay'ın "Dolunay Üstü Görüntüler" adlı şiir yapıtını değerlendirirken şiirin işlevine değiniyor:"Şimdi bir soru soruyorum. Şiirin işlevi ne olmalıdır insan için. Lukacs'tan aktarıyorum. Klopstock şiirin işlevi için şöyle diyor, 'Şiir sanatının en derin gizleri, ruhumuzu soktuğu eylemde yatar.Değersiz ozanlar ise onlarla birlikte bir bitkisel yaşamı paylaşmamızı isterler…" Burada, değerli-değersiz ozanı ayırt etmek için bir ipucu verilmiyor mu?

Çağdaş Türk Dili'nin Şubat 2010 sayısında, Oğuz Gümüş, "Yazınsal Yansımalar" yazısında, Sincan İstasyonu dergisinin başyazısını yazan Abdülkadir Budak'ın görüşlerine yer veriyor. Budak, ozanların bugün görmezden gelindiğini, yayınevlerinin şiir yapıtlarına uzak durduğunu, şiir ödüllerinin değersizleştiğini, şiir ortamının yozlaştığını vurgularken haklı değil mi?

Şehir dergisinin Şubat 2010 sayısında, yine güzel şiirler ve yazılar yer alıyor. "Şiir Siteleri" yazısında Mithat Yaban, bilinenin dışında bir görüş ileri sürüyor ve bilgisunardaki "Şiirkolik" sitesini tanıtıp öneriyor ozanlara. Oysa genel görüş, şiir sitelerinde niteliksiz şiirler yayınladığı yönünde değil miydi? Nitelikli şiirlerin yayınlandığı sitelere, kim hayır diyebilir ki? "Şiirin Ayak Sesleri" adlı yazısında Bülent Güldal, Ersan Erçelik'in şiirini değerlendirirken, şiirimizin içinde bulunduğu durumu da anımsatıyor: "Bir şairin neyi söylediği önemli olduğu kadar nasıl söylediği daha da önemlidir. Bu 'nasıllık' onun okunur ve aranır olması yani şair kimliğidir aslında. Her ay yüzlerce belki de binlerce şiir yer alıyor edebiyat dergilerinde; has bir dizenin hatırı için kirli bir denizde boğuluyoruz…" Umut tazelemek için, birkaç güzel dizeye yer verelim dergideki şiirlerden: "Suyun uyuduğudur/ Otların renkten renge koşarken/ Unuttuğu…(Asım Öztürk)…Hareli sözcükler yapıştırıp ufkunun camına/ biri içindeki şiire ateş edip gitmiş… (Ahmet Günbaş)…sapanıyla kendini avlayan çocuk/ denizde yürümektir aşk/ ağlama (Ferhad Gülsün)…Ellerinden uzağım, bu karanlık ondan/ Sulardan yalnız geçtim, boğazımda yang / Babama söyledim, bu yürüyüş yorar bizi/ Elimde karanfiller, kırmızı güller/ Uzun yeleli atlar koşsun benimle (Fahrettin Koyuncu)…sonsuzdur yolculuğu bulutların/ akar yıldızlar/ yeryüzünün sesine (Burak Tokcan)…omzumda nedensiz bir kenti taşıyorum…(Oğuzhan Soykan)…babasız

günler biriktirdim hayata/ zamanı sınadım, annemin ağzında/ hatıralara sunulmuş devrik bir cümleyim… (İbrahim Tığ)"

Şiirimizin, ozanlarımızın yüzümüzü güldüreceği düşüncesiyle şiirli günler diliyorum.

01 Mart 2010, Tekirdağ

(Afrodisyas Sanat, Temmuz-Ağustos 2010)

 
<< Başlat < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 > 26