RIFAT ILGAZ'IN ÇOCUK VE GENÇLİK ŞİİRLERİ: "DURMAK YOK" (*) PDF Yazdır e-Posta
Pazartesi, 14 Aralık 2009 06:49

Yazar, ozan Rıfat Ilgaz çocuklar ve gençler için yazdığı şiirlerinde yol gösterici, uyarıcı, eğitici bir çizgi izliyor.Defne, oyuncaklarını kendisi yapan, kutulardan ev, makaralardan araba, şişe mantarından adam yapan bir çocuk. Yaratıcılığıyla örnek olmayı başarıyor. Suna, nasıl büyüdüğünü kavrıyor: "…İyi ama şu patikler/ Koskocamandı eskiden/ Neden böyle küçülüverdiler/ Suna uyurken bir gece/Onlar da mı suya girdiler" (s.9). Çiğdem ise yaşama sevinciyle dolu bir kız. Çevresine gülücükler, sevinçler saçarak katkıda bulunuyor. Defne, ağlamaya görsün, ozanımız yaptığının doğru olmadığını söylüyor hemen: "…Kim sever böyle suratsızı/ Güleryüzlü olmalı insan…" (s.11). Çetin, annesinin elmaşekerinden, elmadan daha tatlı olmasının nedenini sorguluyor.

Rıfat Ilgaz, iyi bir gözlemci. Çocukların, hayvanların dünyasını çok iyi yansıtıyor. Boncuk Kedi'nin, yağmurda ıslanan iki kuzunun durumu buna en güzel örnek. Toprak Ana'yı anlatırken çalışkan olmanın erdemini de sezdiriyor: "…Cömerttir toprak ana/ Eli çok açıktır ama/ Bir yudum su bile vermez/ Tembele, çalışmayana" (s.17). Doğada, yalnız başına bir ağacı kişileştiriyor, Sarıçam'ı da konuşturuyor: "…Korkutuyor bakışlarınız beni/ Söyleyin kime kötülük ettim kime/ Bırakın elinizdeki baltayı/ Yazık değil mi gençliğime" (s.19). Torunu Anıl Ilgaz'a ne güzel öğütler veriyor. Tüm insanları sevmesini, kendisini, çevresini temiz tutmasını öneriyor. Rıfat Ilgaz, kısa bir süre öğretmenlik yapmış olsa da, öğretmenin işlevini çocukların dünyasından başarıyla yansıtıyor:"Sen sevdirdin kitapları/ Bilginle ışık tuttun geceme/ Evrenimi sen ışıttın// Sen tanıttın dört mevsimi/ Ayı, güneşi, toprağı, suyu/ Isıttın içimi sevgiyle…" (s.24). Ondaki Türkçe sevgisi öğretmeye yönelik, öğretici, yaratıcı, özgürlükçü, dayanışmacı. Her sözün en güzelinin Türkçemizde olduğunu, yabancı sözcükleri ayıklamak, Türkçeyi sevenleri sevmek gerektiğini duyum satıyor: "…Bak, devrim ne güzel!/ Barış, ne güzel!/ Dayanışma, özgürlük/ Hele bağımsızlık!/ En güzeli, sev!/ Sev Türkçeni çocuğum,/ Dilini sevenleri sev!" (s.26). Oğluna verdiği öğütler de geleceğe yönelik. Önce güven aşılıyor, yurdun gelişmesiyle, yeni olanaklarla daha iyi yetişeceğini muştuluyor. Oğluna, "Yaşamak için iştahını arttıracak/ Şiirler vereceğim sana" diyerek, şiirin gücünü, işlevini anımsatıyor.

Rıfat Ilgaz, işçileri, emekçileri, yoksul çocukları destekliyor. Onların içinde bulundukları durumu toplumcu bir bakış açısıyla değerlendiriyor. Kasnaktan fırlayan kayışa kolunu kaptıran, sağ kolu kesilen Aliş'in durumu psikolojik açıdan da incelemeye değer. Ozan, onunla bütünleşiyor: "…Üzülme Alişim, sabana geçmezse hükmün/ ağanın davarlarına geçer/ Kim görecek kepenek altında eksiğini/kapılanırsın boğazı tokluğuna./ Varsın duvarda asılı kalsın bağlaman/ beklesin mızrabını./ Sağ yanın yastık ister Alişim,/ sol yanın sevdiğini./ Ama kızlar da, emektar sazın gibi,/ çifte kol ister saracak!" (s.38). Ozan, yoksul öğrencisi Remzi'nin durumunu da çok iyi anlıyor ve yansıtıyor:"…Benim bilgili, becerikli çocuğum,/ kalktığın zaman tahtaya,/ yüzünün kızarması neden?/ Ayağında sağlamca bir pabuç/ sırtında bir ceket yok diye mi?/ Ne var bunda sıkılacak,/ utanmak bize düşer çocuğum!..." (s.41). Onun öğrencileri, onun çocukları, gazete, nane şekeri, limon satan, çaycılık yapan çocuklar olup yüreği onlarınkiyle birlikte atıyor. Hiçbirini ayırt etmeden seviyor, onlara kardeşliği öğretiyor, durmadan çalışmayı öğütlüyor:"…Hele davranın çocuklar,/Hooop!/ Emineler, Aliler, Ayşeler kalkın,/ Keremler, Zeynepler, Elifler, siz de,/ Denizler, Defneler, tutuşun elele!/ Adları sabah ezanlarında/ Kulaklarına besmeleyle okunanlar,/ Durdular, Durmuşlar, Dursunlar,/ Ne duruyorsunuz!" (s.51). Ozan, aydın kişilere görevlerini anımsatıyor: "…Yollar kesilmiş alanlar sarılmış/ Tel örgüler çevirmiş yöreni/ Fırıl fırıl alıcı kuşlar tepende/ Benden geçti mi demek istiyorsun/ Aç iki kolunu iki yana/ korkuluk ol" (s.53). Gençlere, direnmeyi, ezenlere karşı direnmeyi, övgülere karşı direnmeyi öğütlüyor. Yaşamanın kolay olmadığını, ölüm anında bile soluk almak için direnmek gerektiğini anımsatıyor.

Rıfat Ilgaz, haklıdan yana olmak için, ezilenden yana olmak için, halkı gibi seven bir ozan, yazar. "Halkımca sevdim" demesi boşuna değil. Çocuklara, gençlere, "Durmak yok" diyerek, geleceğe umutla bakmasını bilen yeni kuşaklar yetişmesini istiyor.

(*) Durmak Yok- Rıfat Ilgaz, Çocuklar ve Gençler İçin

Şiirler, Çınar Yayınları, Eylül 2009, 64 s.

(Türk Dili Dergisi,Kasım-Aralık 2009)