|
Enver Ercan, yazınımızda çok yönlü bir kimlik olarak yer alsa da ozan yönüyle öne çıkıyor. Dergicilik, yayıncılık, söyleşi, derlemecilik vb çalışmalarıyla tanınan Enver Ercan'ın derlemeler dışındaki önemli yapıtları şunlar: Şair Çünkü Onlar (Söyleşi,1990), Eksik Yaşam (Şiir, 1977), Sürçüyor Zaman (Şiir, 1988), Geçtiği Her Şeyi Öpüyor Zaman (Şiir, 1997, Cemal Süreya Şiir Ödülü, Yunus Nadi Şiir Ödülü). Enver Ercan, Şair Çünkü Onlar adlı yapıtında, tam on sekiz ünlü ozanımızla gerçekleştirdiği söyleşileri sunuyor. Bu ozanlarımızın bugün yalnız beşi aramızda. Yiten ozanlarımızdan günümüze kalanlara baktığımızda, söyleşilerin önemi daha iyi anlaşılıyor.
Şiir yapıtlarından ilki olan Eksik Yaşam elimizde olmasa da, diğer ikisi, ozanın şiiriyle ilgili görüş belirtmemize yeterli. "Sürçüyor Zaman"da, sorulu dizeler karşılıyor bizi: "Nuh, gemisine şair de almış mıydı?" (s.5) Almış olmalı ki diyoruz, bugün şairden geçilmiyor. Ozan, "Güngenci" bir bakıma, kendini anlatıyor şiirlerinde. Ağzında akşamdan kalma bir küfürle dolaşıyor sokakta. Otobüs durağı üç yıl boyunca değişmiyor. 12 Eylül'ün sıkıntılarını çekiyor so- kakta. Yanına yaklaşıp: "adımbaşı kimlik denetimi/ işgal altında mıyız abi?" diyen gencin alnından öpüyor. İşyerine yetişip gününü kurtarmaya çalışırken, "ezberindeki şiirlerle" de yetinemiyor. Akşamleyin dönüş başlıyor aynı yollardan. Görüldüğü gibi ozan, yaşadığı günlerden kesitler sunuyor günümüze. "Gün Düşleri" görüyor içtenlikle. Herkesin kendi yalanına saklandığı günlerden geçiyor. "Sormacalar" adlı şiiri tanıdık geliyor, bir "merhaba" der gibi: "Neyin rengi şiire girmez?/-Kış kelebeğinin// …En neşeli çiçek hangisidir?/-Beyaz kahkaha//…Hangi kadın en güzeldir?/ -Kırkına kilitlenmiş//…Hangi şair unutulmaz?/ -Bir kez hatırlanan…" (s.27-28) Ozanın bir kez anımsanması yeterli unutulmamak için. . Enver Ercan, "düşlerini aralayan" ozanlardan. Kağıdın kenarlarına şiirleri yazarak yaşlananlardan. Tanrı'yla arası olmayanlardan, hiçbir şeyi kitaplara uymayanlardan birisi. Belki bunun için, "Geçtiği Her Şeyi Öpüyor Zaman". Enver Ercan, aşkların ozanı: "serin odalarda harfleri/ aşk ederdik birlikte/...sözcüklerin sessizliğe çekildiği/ o çocuksu ikindide zaman/ geçtiği her şeyi öpüyordu…" (s.9-10) Yapıtın birinci bölümünde numaralanmış 25 şiir yer alıyor. İçerik aynı olduğu için bir "Nehir şiir" oluşuyor aşkların aktığı: "…rüzgarın anılarını dinledik birlikte/ usulca dolaşırken bütün geceyi/ tek bir yıldıza basmadık ama/ denizde yansıyıp durdu/ gözlerindeki dalga deseni/ eğilip sözcükleriyle öptük/ bal zamanı bu mu anne diyen bir çocuğu// ay dalından düşerken/ zambaklar gibiydi yüzünde uyku/ ama hala bayramını koruyordu sesi" (s.15) Dilin gurbetindeki ozanın aşkları da gurbete çıkmaz mı? En sevdiği penceresi yitmez mi? Sevdiğinin yastığında yokluğunu öpmez mi? Sonra bir sabah raftan fotoğrafını kaldırmaz mı? İşte o zaman "aşk sonsuza dek biter". Yüzüğün izi kalır yalnız. Enver Ercan, Edip Cansever'in, Behçet Necatigil'in şiirini seviyor. Yapıtın ikinci bölümündeki şiirler adlarıyla yer alıyor. "Manzara Gülüşlü Kız" geçici aşklardan: "öpüşmekte güçlük çeken bir kızdı işte/ üstelik düşlerimden ödü kopardı…" (s.35) Ozanın özgün imgeleri ilgi çekiyor: Gökyüzünde tuhaf bir baş dönmesi, günü soyunup beni giyiniyorsun, saçlarından başlıyorum günü çözmeye, yüzüm sana değse sürçüyor zaman, dilim sana değse uyanıyor sözcükler vb. Ozan Enver Ercan, şiirde kendi sesini bulduğunu kanıtlıyor, özgün şiirler yazıyor.
(*) Sürçüyor Zaman- Enver Ercan, Puhu Kitaplar 1. Basım, Eylül 1988 Geçtiği Her Şeyi Öpüyor Zaman- Enver Ercan, Varlık Şiir, 3. Basım. (Sincan İstasyonu, Fidayda Eki, Mart 2008)
|