| EMEĞİN ÇIĞLIĞI |
|
|
|
| Salı, 19 Ocak 2010 07:23 | |
|
Emek ile sermayenin, çalışan ile çalıştıranın, sınıfsal, tarihsel ve bilimsel çelişkisini, hakça bir düzenli yönetim, adaletli paylaşım içinde barıştırmak gerekir. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yasama, yürütme, yargı erklerinin emek ile sermayeyi, çalışan ile çalıştıranı yeterince barıştırdıkları söylenemez. Üç erkin kendi aralarında tam barışık olmadıkları da söylenip yazılmakta, herkesçe görülmektedir. Emeğim sömürüldüğü, emekçilerin ezildiği yönetim düzenlerinde hep emeğin çığlığı yükselir. Bu çığlık çalışanı olduğu kadar çalıştıranı da tedirgin etmektedir. Sınıflar arası tedirginlikleri gidermek için sendika oluşturulmuş, lokavt, boykot, grev eylemleri yasalarla düzenlenmiştir. Emeğin çığlığı bu düzenlemenin ürünüdür. 6 Ocak 2010 da Türk-İş Genel Merkezi'nin bulunduğu, Ankara-Çankaya-Yenişehir Tuna caddesinden yükselen çığlık Tekel İşletmeleri emekçilerinin çığlığıydı. Haksız olarak işten atıldıklarını, iş güvenliklerinin olmadığını, ürettiklerinden hakça pay alamadıklarını, adaletli paylaşım yapılmadığını, soyulup sömürüldüklerini haykırıyorlardı. 12 bin işçi eylemle ilgili oylamaya katılmış, sadece elli beş (55) işçi "eylem durudurulsun", onbirbindokuzyüzkırkbeş (11945) işçi "eyleme devam!" demiştir. Hakem kurulları iş göremiyor... |
Anasayfa
Genel Haberler
Yerel Haberler
Yazarlarımız

